PENCERE
Gece yarısından sonra kalkıp beyaz ekranın karşısına oturunca, gelen sivrisineğe de hazır olmak gerekiyormuş. Ama ben hazırlıksız yakalandım. Klavyenin üzerindeki sineğe öyle bir vurmuşum ki bilgisayar yirmi dakika kendine gelemedi.
Sivrisinek mi ? Yok Allah'a şükür ona bir şey olmadı.
Ama önce ekran gitti. Sonra acaba ne oldu diye klavyeye dokununca “bekle lan, kendime gelmeye çalışıyorum” der gibisinden bir mesaj çıktı. Birkaç kere açılır gibi olduysa da ekran yine karardı. Tam benim emektar emekli oluyor derken geri döndü. Bu arada eşeğime tekrar kavuşmanın heyecanı, sivrisinek problemini unutturdu.
Yazıp çizmek için defter kullandığımız yıllarda böyle bir problem yoktu. Tokadı yiyen sivrisineğin sayfada fosili anı olarak kalır, defter de buna bozulmazdı. Ama artık çağ atladık. Düşünce ve fikirleri dışarıya açmak için pencere olarak defter değil bilgisayar kullanıyoruz. Belki ileride elimizi bile kıpırdatmadan, düşüncelerin istediğimiz bir yerde görünmelerini sağlayacak bir teknoloji bile geliştirilir.
Ne kullanırsak kullanalım o pencerenin perdesini her açtığımızda içeride iyi kötü ne varsa ortaya çıkar. Ve ortaya çıkanlar bazen düşündürür, hüzünlendirir veya güldürür ama bazen savaş bile çıkarabilir.
Her ne kadar gece yarısından sonra bu pencereyi açarken sivrisinekle bir savaş çıktıysa da pencereden görülebilecek can sıkıntısından başka bir şey yok. Zaten savaşı da sivrisinek kazandı.
13 Mayıs 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder