28 Nisan 2026 Salı

SEÇİM

 

SEÇİM

Foça'dan İzmir'e toplu taşım kullanarak gidebilmek için iki yol var. Birincisi yaklaşık yarım saatte bir kalkan dolmuşlarla Menemen, Çiğli, Karşıyaka, Otogar güzergahında uygun yerde inip otobüse binmek. İkincisi de 744 numaralı otobüsle Hatundere İzban istasyonuna gidip oradan yirmi dakikada bir geçen banliyö treni ile Karşıyaka veya Alsancak gibi bir durakta başka bir toplu taşım aracına geçmek. Ne var ki her iki şekilde de bu yolculuk gelişmiş bir metropoldeki kadar kısa ve konforlu olmadığından ben çoğu kez İzmir'e arabayla gidip, şehir içinde toplu taşımı kullanmayı tercih ediyorum.

Tıpkı bugün gibi.

Ancak bu sefer tam Karşıyaka'ya vardım, arabayı parka bırakır, tramvayla devam ederim derken, trafik durma noktasına geliverdi. Muhtemelen bir kazadır, korna çalmadan ve taşkınlık yapmadan ağır ağır ilerleyen herkes gibi ben de elbet mutlu sona ulaşacağım deyip yirmi dakika geçirdikten sonra, önce araçları yönlendiren polisleri, sonra geride sıralanmış iş makinalarını gördüm.

Aha... dedim. Seçimler yaklaşıyor.

Çünkü birçok yol çalışması eğer oradan geçecek önemli biri için değilse, yaklaşan seçimin habercisi gibidir. Bu işin en önemli özelliği de “Bak sizin için çalışıyoruz haaa..” diye herkesin gözüne sokmak için; en yoğun iş saatlerinde, en çok seyirci toplayacak yerde, geçenlere verilen eziyetin farkındalığını ilan eden bir tabela ile yapılmasıdır. Ellerinde sigara, bazılarının çıplak ayaklarında tokyo terlik; bir yığın işçi ile kamyon ve makinenin “seçimlere hazırlanıyoruz” pankartından farkı yoktur.

Oradan geçerken bu işin çilesini çekenler, “tamam lan, yakında düşeceksiniz elime” diye teselli olsa da maalesef kazın ayağı öyle değildir.

Atalarımızın çok doğru bir şekilde belirttiği gibi “Beşer uyuyunca şaşmaktadır”.

Ve sabaha hafızlar resetlenir.

28 Nisan 2026

13 Nisan 2026 Pazartesi

YAPMA ZEKA

 

YAPMA ZEKA

Üniversitede sayısal analiz (numerical analysis) diye bir ders almıştım. Derste hesap makinalarının olmadığı ve mühendislikte hesap cetveli (slide rule) kullandığımız bir dönemde işlemleri kolaylaştırıcı birçok metot gösterilmişti. Örneğin 5 li sayıların karelerini almak için 5 ten önceki sayı bir sonraki sayıyla çarpılıp sonuna 25 yazılırdı. Yani 25 in karesi için 2x3=6 ve sonuç 625; aynı şekilde 45 in karesi için 4x5=20 ve sonuç 2025 gibi. Matematiksel ve geometrik kolaylıklar, mühendislikte çok işime yaradığı ve aklımızı kullanmanın yeni yollarını keşfettiğim için o dersi çok sevmiştim.

Geçen gün televizyondaki “kelime oyunu” programında “test” kelimesi için “çok şıklı cevaplardan seçmeli soru şekli” diye sorulduğunda, lise son sınıftaki öğrencilik günlerim aklıma geldi. O yıllarda İzmir Atatürk Lisesi'nde test usulü sınavları bilmezdik. Hocanın tahtaya yazdığı veya dikte ettirdiği soruların cevaplarını, açıklamaları veya işlemleriyle birlikte kağıda yazıp verirdik. O yüzden bazı soruların tam cevabını bulamayanlar, eğer işlemler veya açıklamalar doğru bulunursa o sorudan sıfır değil eksik puan alırdı. O yüzden, yaklaşan üniversite sınavının test usulü yapılacağını öğrendiğimde, nasıl yani cevapları da mı veriyorlar diye şaşırdığımı hatırlıyorum. Test usulü sınavlar sadece değerlendiricilerin değil öğrencinin de hayatını kolaylaştırmış, aklımızı çok yormadan ve bazen de strateji kullanarak not almaya başlamıştık.

Zamanla, hesap makinaları, bilgisayarlar ve cep telefonları da hayatımıza girince; kimse ekrana bakmadan iki sayılı işlemler yapmaz, bilgi ararken de kitap karıştırmak yerine you-tube'a bakar oldu. 

Yupii...... Böylece arkadaşlarla takılmak, müzik dinlemek ve eğlenmek için daha fazla vaktimiz olmuştu.

Şimdi de hayatımızda “YAPMA ZEKA” denen sofistike bir olanak var. 

Ta-taaa...  Vakit bolluğunun üstüne tüy dikebiliriz. Bundan sonra nasıl eğleneceğimiz ve hangi müzikleri dinleyeceğimizi bile düşünmeye gerek kalmadı çünkü “YAPMA ZEKA”ya sorunca söylüyor.

Bana öyle geliyor ki birkaç düşünen insanın doldurduğu “YAPMA ZEKA” artık herkesin nasıl yaşayacağına yön vererek, zamanla bireysel, yöresel ve kültürel farkları törpüleyecek ve insanların yaşamlarını yönlendirmek kolaylaşacak.

Sonuç mu ?

Amerika'ya bakın. Bilgili yüzde üçün yönlendirmesiyle, umursamayan yüzde doksanyedi ile beraber 340 milyon nüfus içinden çıkardığı bir “seçilmiş” bugün neler yapıyor ?

Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin ne kadar kıymetli olduğu ve bilgiye ulaşmayı ne kadar kolaylaştırdığı şüphe götürmez. Ancak bunun aklımızı dumura uğratmasına izin vermeden, araştırma, öğrenme ve aklın süzgecinden geçirmeye devam edebiliriz.

13 Nisan 2026