20 Mart 2026 Cuma

YÜRÜRKEN

 

YÜRÜRKEN

Yürürken saçlarımı karıştıran rüzgarın serinliğini kulaklarımda hissetmeye başladığımda montun kapşonunu başıma geçirdim. Yaz günleri hariç, Büyük Deniz Sahil Caddesinde kalabalıksızlığın keyfini çıkarmak için sabahın erken saatleriden iyisi yok. Sanki başkaları olsa manzarayı alıp götüreceklermiş gibi; böyle zamanlarda bu anı hiç kimseyle paylaşmak zorunda kalmamak hoşuma gidiyor.

Alargada demirli tekneler ve yüreğimde taşıdıklarımla başbaşayız. Aklım ise bomboş. Çünkü oraya birşeyler koyup saklamayı hiç beceremedim.

Yürürken ayaklarımın sakin bir tempoda adımladığı kordon boyundan, rota değiştirip her an denize dönebilirim... Suyun kucağında olmaya ihtiyacım var da... Allah'tan İngiliz Burnu'ndan gelen nemli ve soğuk rüzgar bunu yapmamam için oldukça ikna edici yoksa soğukta titrerken bir de racona ters düşeceğim. Aslında bu yürüşün bir egzersiz olma amacı yok; ancak bedenim rölantide çalışırken, meşguliyetin mutluluğu taklit edebiliyor olması huzur verici.

Sekiz yaşındaki “ben”in baktığı 360 derecelik ufuk, yaşamda ilerlerken seçimlerimi yaptıkça darala darala bugün önümde; istesem de istemesem de sadece bu sahil yolunu bıraktı. Ancak yapılacaklar listem hala uzun ve istediklerimin hepsine ulaşamadım. Fakat zaman daralıyor. Günler günleri kovalarken benim günlerimi rahat bıraksınlar diye uğraşıyorum ama nafile... Bir gün 24 saattir diyenler saatten mi çalıyorlar ne,.... bana her geçen yıl, günler biraz daha hızlı geçiyormuş gibi geliyor.

Bunların, birazdan bir kadeh viskiyle çözemeyeceğim sorunlar olmadığını biliyorum. Ardından, Foça'nın her gün biraz daha kirletilen sularında gezinen deniz kızları ile randevum yüreğimi bir sonraki buluşmamıza kadar tekrar dolduracak ve sonra ben kaldığım yerden yürümeye devam edeceğim.

20 Mart 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder