29 Ocak 2026 Perşembe

İSTEMEK

 

İSTEMEK

 İnsanoğlunun istekleri hiç bitmez. Küçükken oyuncak ve dondurmayla başlar, gençlikte iş ister eş ister sonra güzel bir ev ve arabayla devam eder. İsteklerin boyutu hakkında bir kota olmadığından sallamak serbesttir.  Ama keyifli ve huzurlu bir yaşam kurmak için sadece kendine güvenmek her zaman yeterli değildir. Hele bir de yazgısında beleşe konmak yoksa;  o zaman kan ve ter dökmeden istenilen şeylere ulaşmak bayağı zordur.

Bazılarının sevgi ve şefkat dolu kollarda, bazılarının da kendi kundaklarında avunduklarını;  bağırmaların ve isyanların çoğu zaman işe yaramayıp hayatı zorlaştırdığını görmek de böyle bir öngörü sağlamaz. Aldığı biletlere amorti çıkmasa  bile büyük ikramiye varken kim piyangodan amorti hayali kurar ki? Yani isteriz de isteriz… 

Ama yaş ilerleyince en çok sağlık ve huzur isteriz. Sağlıklı olanlar durumuna şükretse iyi olur. Çünkü sağlıklıyken huzur aramak mümkündür de, huzur olmayınca sağlık da risk altına girer. Yani sağlık için, huzur ön şart gibidir. İkisini de kaybedenler için ise yaşam bir tutsaklığa döner. Hem sağlığını hem de huzurunu kaybedip yaşamda tutsak kalanların teselli ikramiyesi volta atma hakkıdır. Hele bir de bahçesini biraz geniş tutarsa domates bile yetiştirebilir.

Kristal bir küre üzerine kurulan yaşamın karanlıkta hiç de parlamadığını ve sadece içindeki  ateşle yetinmek gerektiğini anlayana kadar yolun çoğu kat edenlerin, inatla o ateşten kalan küllerin arasında parlayan birkaç kor parçasının yeniden alevlenmesini  bekleme özgürlüğü vardır. Otobüs durağına gidip tren bekleyene kim ne diyebilir ki?

Sabahları gözünü açıp aynada duygularının yansımasına baktığında, gönlünden koparıp yakaya takılan çiçek artık açmıyorsa, şimdi bir çiçekçiye uğrama zamanı gelmiştir. Her günü yeni bir gün yapan heyecan kalmadığında da, yüzünü yıkayıp havluya  hayal kırıklıklarını bırakanlara, yaşam “yürü koçum” diyerek tek yön levhasında  ucunda ışık olmayan yoldan yeni günü gösterir. 

Kıssadan hisse:

İsterken ölçüyü kaçırmamak lazım.

29 Ocak 2026

22 Ocak 2026 Perşembe

DARISI BAŞIMIZA

 

DARISI BAŞIMIZA

1986’da tayinle Londra’ya gittiğimde, 30 günden sonra sürücü belgem geçerli olmadığından orada tekrar ehliyet almam gerekmişti. Birkaç gün izin alır gerekli evraklarla başvuru yaparım diye düşünüyordum ama öyle olmadı. Başvuru için postanede duvarda asılı kağıtlardan birini alıp doldurup posta kutusuna bırakmak yetiyormuş.

Adamlar kesin bu işi bilmiyorlar, bir kağıt doldurmakla bu iş olur mu dedim. İzmir’de sürücü belgesi almak için koca bir dosya hazırlamıştım. Kimlik fotokopisi, muhtardan ikametgah ve nüfus kağıdı sureti, devlet hastanesinden heyet raporu, sınav harcı vs. Sonra da yazılı sınava almışlardı da motordan trafik kurallarına kadar her şey sorulmuştu. Londra’da da benzeri işlemler için kendimi hazırlamış ve damarlarımdaki adrenalin tavan yapmışken bir anda her şey boşa düşmüş, mal gibi kalakalmıştım.

Birkaç gün sonra eve gelen tebligatta sınav için aracınızla, falan saatte falan adrese gelin diyordu. Sınav günü oturduğum yere yakın bir sokaktaki  o adrese gittim ve arabayı park edip içinde beklemeye başladım. Belirtilen saatte bir polis memuru sınav için geldiğini söyleyerek arabada yanıma oturdu. İzmir’de, üç kişilik bir heyet gözetiminde sınava girdiğim için ben başka gelecek var mı diye bakınırken; memur sınavın nasıl ilerleyeceğini özetleyip öncelikle görüş kontrolüm için uzaktaki birkaç aracın plakasını okumamı istedi ardından da elindeki kitapçıktan trafik işaretlerinden bazılarını sordu. Sonra da, şehir içinde kısa bir turla başlayıp, otobanda devam eden ve tekrar şehir içinde başladığımız noktada biten yaklaşık yarım saatlik bir sürüş sınavı ile trafikle uyumlu ve güvenli araç kullanıp kullanmadığımı detaylı bir şekilde test etti. Dönüp arabayı park ettikten sonra; memur sınavı başarıyla tamamladığımı ve ehliyetimin adresime gönderileceğini söyleyip ayrıldı. Birkaç gün sonra da ehliyet adresime gelmişti.

Hiç para harcamadan, elimde evraklarla kapı kapı dolaşmadan, önce yazılı sonra da  bir heyetle direksiyon sınavına girmeden gelen bu ehliyet; gözüme İzmir’de aldığım ehliyet kadar değerli görünmemişti. Bana göre bu işin birçok açık noktası vardı. Bir kere benim ben olduğumu gösteren bir muhtarlık belgesi veya kimlik fotokopisi istememişlerdi. Halbuki Türkiye’deki resmi ve özel kurumlarda devletin bana verdiği kimliğin yüzlerce hatta binlerce kopyası duruyordu. Adres için de muhtara değil bana inanmayı tercih ediyorlardı. Hele trafik bilgisi, görüş kontrolü ve direksiyon sınav işi tek bir memura bırakılmıştı. I-ıh dedim. Bu iş böyle olmaz.

Oluyormuş. Zaman bana İngiltere’deki trafiğin ne kadar düzgün ve kurallarına uygun işlediğini gösterdi. Sadece ehliyet alırken değil, her konuda insanlara güvenerek ve onların hayatını zorlaştırmadan da işler yürüyormuş. Önemli olanın, herkesin hayatını zorlaştırmak değil, sistemi suistimal edenin ayrıcalık tanımadan ve mutlaka, yaptığını yanına kar bırakmamak olduğunu görmüştüm.

Ne diyeyim darısı başımıza.

22 Ocak 2026

7 Ocak 2026 Çarşamba

DELİ DUMRUL

 

DELİ DUMRUL

Devlet kontrolündeki ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçerken, “özgür Dünya”nın özgür ekonomisi, arz talebin yön verdiği ve resmi kurumların denetimde kaldığı bu sistemi öve öve bitirememişti.

İnandık….

Yılların getirdiği iş yapma alışkanlıklarımızı bir günde değiştiremesek de zaman içinde yerli kaşıkla gavur pizzası yemek gibi bir orta yol ortaya çıktı ama kimseye güvenmeyip kendini  garantiye alma güdülerimizi hiç kaybetmedik. 

İyi ki kaybetmemişiz…..

Serbest piyasa ekonomisi doktrini, “özgür dünya” nın, arka bahçesi gibi kullandığı  diğer ekonomiler işi kapıp da kendisiyle rekabete girişince şimdi gözden düştü. Artık devlet kontrolündeki ekonomi de serbest piyasa ekonomisi de geçerli değil.

Bundan sonra Dünya’nn yeni bir “Kral”ı var. Herkesin ne alacağını, nereden alacağını, kime ve kaça satacağını, ne üretip neyi üretemeyeceğini o söyleyecek. Yapmayanları da kafasına geçirdiği huniyle dövdürecek.

Deli Dumrul hikayesini yaşamış bu coğrafyanın, her dönemde kayığını bir şekilde yüzdürmüş insanları için bu meydan okuma ne getirecek göreceğiz ama “stand up”çılara epeyce malzeme sağlayacağı kesin.

Yeni Deli Dumrul’umuz hayırlı olsun.

7 Ocak 2026