24 Kasım 2025 Pazartesi

PETROL GÜNLERİ – 1988 UK BÜTÇESİ İLE GELEN SÜRPRİZ

 

PETROL GÜNLERİ – 1988 UK BÜTÇESİ İLE GELEN SÜRPRİZ

 Birkaç hafta önce Sir Robert(Bob) Paul Reid’in bu yıl mayıs sonunda vefat ettiğini tesadüfen öğrendim. İskoçya doğumlu bu iş adamıyla, Londra’da Shell Expro’da çalışırken ve kendisi Shell UK başkanı olduğu yıllarda tanışma fırsatım olmuştu. Kuzey denizi gaz sahalarından Sean’ın ekonomisini ilgilendiren bir çalışma sırasındaki bu tanışmamızı anlatarak kendisini anmak istiyorum.

Yıl 1988. UK Maliye bakanı Nigel Lawson’un hazırladığı ve Kraliçe tarafında meciste okunan bütçede birçok vergi değişiklikleri ile beraber petrol sahalarına uygulanan 250.000 varillik muafiyetin yarıya indirilmesi önerisi de okunmuştu. Baktığım sahaların  bilgisayar modellerini yeni vergi rejimine göre değiştirip çalıştırdığımda; Sean sahasının önemli miktarda zarar edeceği ortaya çıkınca ben de durumu bir e-posta ile  yönetime bildirmiştim. 

Sean gaz sahası, eskiden devlete ait olan British Gas’a (İngiliz Gaz Şirketi)  sadece diğer sahaların üretimleri yetmediğinde, yılda toplam 21-80 gün arasında gaz satmak için hazır tutulan ve kontrata göre almadıkları gazın parasını ödeme zorunluluğu ile yıllık kapasite bulundurma bedeli olan ilginç bir gaz sahasıydı. Bilgisayar modelini ben hazırladığım için tüm ayrıntılarını biliyordum. Vergi değişikliği ile ortaya çıkan zararın doğruluğunu önce beş dakika sonra gelen ekonomi bölüm başkanı Andy Allington’a, birkaç gün sonra da “biz bakmıştık zarar yoktu” diye gelen vergi dairesi yetkililerine nedenleriyle anlatıp ikna etmişim.

Bütçe, meclis onayı öncesinde komisyonlarda görüşüleceği için hala bir şeyler yapılabilir diye düşünürken, konu ile ilgili Shell UK başkanı Sir Bob Reid’e bir sunum yapmak üzere Shell Center’e çağırıldığım söylendi. Waterloo İstasyonu’nun yanındaki binanın yönetim katındaki toplantı salonunda,  uzun masanın bir ucundaki sunum kürsüsünde tepegöze slaytlarımı hazırladıktan sonra içeri giren Sir Bob Reid ile işte orada tanıştım.  Çocukluğunda babasının kasap dükkanında sağ elini kaybeden Sir Bob Reid, masanın diğer ucunda ekranın karşısındaki bir sandalyeye oturduktan sonra, on dakika kadar süren sunumu hiç kesmeden dinledi ve ardından ne yapabileceğimizi sordu. Beklediğim bu soruya cevaben hazırladığım son slaytı koyarak, yetkili politikacıların yarıya indirilmesi istenen muafiyetlerin değiştirilmesi konusunda aydınlatılmasının önemli olduğunu ve eğer uygun görürlerse benim de British Gas ile gaz fiyatlarını artırmak için bir toplantı yapabileceğimi söyledim. O da bunları yapalım deyip teşekkür ederek salondan ayrıldı.

Sir Bob Reid’in ne kadar etkili olduğunu, komisyon görüşmeleri sırasında bütçede istenen muafiyet indirimlerinin önemli ölçüde azaltıldığını öğrenince daha iyi anlamıştım. Duyduğuma göre o sıralarda Enerji Bakanı olan Cecil Parkinson ile konu hakkında görüşmüşlerdi.  Fiyat artışı için British Gas şirketiyle görüşmelerimizde  önce bazı itirazlar olduysa da gaz fiyatına bir miktar ayarlama yapılmasının kabul edilmesinde de muhtemelen onun payı vardı. Vefatı nedeniyle, ne kadar etkili bir işadamı olduğunu hatırlatarak onu anmak istedim.

Cecil Parkinson 1989 da ulaştırma bakanı,  Sir Bob Reid de 1990’da British Rail  (İngiliz Demiryolları) başkanı oldu.

24 Kasım 2025

21 Kasım 2025 Cuma

ŞÜKÜR SAATİ

 

ŞÜKÜR SAATİ

Yorucu bir günün sonunda, verandada oturup gün batımını beklemeyi seviyorum. Zeytin ağaçlarının arasında, Gediz Deltası’na bakarken doğaya karşı tam bir teslimiyet içindeyim. Arada bir, yakınımızdaki Foça Açık Cezaevinden yapılan anonsları umursamadan, kiremitlerimizi mesken edinen kuşların cıvıltılarını dinleyip, kendi mahsulüm Foça Karası şarabından yudumluyorum. Bu benim şükür saatim (happy hour), ve bugün zor bir işi tamamlamanın rahatlığı var üzerimde.

Üç gün önce, akşamüstü eve döndüğümüzde şaşırtıcı bir manzarayla karşılaşmıştık.  Arazimizin giriş kapısının sağındaki demirlikler ciddi bir hasar almıştı. İzlerin tazeliği olayın yeni olduğunu gösteriyordu ki zaten evden çıkalı bir saat bile olmamıştı. Girişte kamera olmadığı için biraz da merakla nasıl olup da bir aracın bu demirliklere daldığını anlayabilmek için çevreyi araştırınca olası bir senaryo ortaya çıktı. Bu olay geçerken direksiyon hakimiyetini kaybedip demirliklere çarpma sonucu değil, bizim girişin yakınında dikili olan ahşap telefon direğini söküp çalmaya çalışırken olmuştu. Muhtemelen bir traktör kepçe yardımıyla alelacele yapılan bir operasyon ters gitmiş; direk toprağa girdiği yerden kırılınca, devrilen direğin altında kalmaktan kurtulmaya çalışan traktör sürücüsü panikleyip bizim demirliklere dalmıştı.  İpucu olarak düşürdükleri bazı traktör  aksamı  ve akıllarınca direği yere devrilmekten kurtarmak için direğin üst kısmından yanındaki beton elektrik direğine bağladıkları ama yükü taşıyamayınca kopan ve yarısı elektrik direğinde, diğer yarısı da telefon direğinde bağlı bıraktıkları ince bir ip kalmıştı.



Çağırdığımız jandarma durumu inceledikten sonra konuyu aydınlatmak için çalışmalara başladı ve arada durumla ilgili bizi bilgilendiriyor ama tanık veya kamera kayıtları olmadan kimin yaptığını bulmalarının zor olacağını düşünüyorum. Çevre demirliklerini biz yaptığımızdan, dosyadaki  tasarım bilgileriyle gerekli malzemeleri ertesi gün alıp, 6 metrelik kısmı yeniden yaparak montajını bitirmem iki günümü aldı.



Takılan demirliklerin yeni boyası dışında hasar gören bölgede artık iz kalmadı.  Kırdıkları ahşap telefon direği ise hala yolun kenarında bekliyor. Jandarma onu almak için tekrar gelebileceklerini söylüyor ama ben yaşadıkları korkudan sonra en azından bir müddet bu sokağa uğramayacaklarını düşünüyorum.

Bugün; olayın sadece maddi bir zararla atlatıldığına ve olay sırasında muhtemelen işi yapanlara havlamakta olan köpeklerimize bir zarar gelmediğine şükrediyorum. Ne diyebilirim?  Bulunduğumuz coğrafyanın bize getireceği yeni bir sürprize kadar şimdilik rahatız.

21 Kasım 2025

7 Kasım 2025 Cuma

ADI YOK

 

ADI YOK

İki hafta kadar önce açık cezaevi yolunun Foça yoluna bağlandığı köşede bir yavru köpek ortaya çıktı. Bu bölgeye köpek bırakılmasına alışık olduğumuz için önce aldırmadık. Çünkü bırakılan köpekleri, genellikle birkaç gün sonra bir daha görmüyoruz. Ancak bu sefer öyle olmadı. İkinci gün tekrar gördüğümüz o yavrunun garip görünüşü dikkatimizi çekti ve durup bagajda bulundurduğumuz köpek mamasından vermeye çalıştık. Aç olduğu belli olan yavru, ürkek bir şekilde bize yaklaşmak istemeyince mamayı yere bırakıp birkaç adım geri çekildiğimde, hemen gelip yemeye başladı. İşte o zaman duruşundaki garipliğin muhtemelen bir travmadan kaynaklandığını; hayvanın sağ arka patisinde ve kalçada kırıklar olabileceğini ve uzun süre ayakta duramayıp yemek yerken bile yere yatıp yemeye devam ettiğini fark ettik. Diğer köpeklerin ona sataşmamaları için yemeğini bitirene kadar bekleyip, bir kap da su bırakarak yolumuza devam ettik.

Elbet o artık bizim radarımızdaydı ve ona ne yapabileceğimize kafa yorarken, her akşamüstü Foça dönüşü bizi beklediğini görüp, yemek verdikten sonra ona yaklaşmaya çalıştık. Bu arada veterinerimiz Arda Bey, gönderdiğimiz videoya bakıp muhtemelen femur kemiğinin (bacak kemiğinin üst bölümü) kırık olabileceğini ve ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi. Henüz bize yaklaşmadığı için de; onu yakalayıp arabaya bindirebilmemiz için yemeğine karıştıracağımız bir sakinleştirici verdi.

On gün kadar besleyip biraz güç kazandırdıktan sonra geçen hafta sonu veterinere götürmek için ilaçlı yemeğini verip yarım saat kadar sakinleşmesini bekledik.  Ancak yarı baygın bir halde ben tasmayı taktıktan sonra arabaya binmemek için verdiği mücadele takdire değerdi. Neyse ki direnci iyice kırıldıktan sonra bir punduna getirip arabaya koyabildik ve hızla kliniğe götürdük.

Veterinerimiz yavruyu uyutup, önce detaylı bir muayene yaptı. Evet femur kemiği kırılmış ve yanlış kaynıyordu. Hayvan bu nedenle de acı çekiyordu. Ayrıca sol arka patide de kırık buldu ama kırığın kaynadığını tespit edip onu ameliyat etmeye gerek görmedi. Ayrıca yavrunun muhtemelen gençlik hastalığı geçirdiğini ve bu yüzden köpek-azı dişlerinin kırıldığını da söyledi. Kırıklara kimin neden olduğu konusunu Allah’a havale ettikten sonra gerekenin yapılmasını istedik. Veterinerimiz , yavru ayılmadan hemen ameliyata aldı ve hem femur kemiğini kesip çıkardı hem de bacaktaki kırık kemik parçalarını temizledi. Bizim köpeğimiz Zeytin’in de femur kemiği alındığı için sonraki süreci az çok biliyorduk. 

Yavru  ameliyattan sonra iyileşirken takip amaçlı birkaç haftalığına klinikte kalıyor. Şimdi her gün kolajen takviyeli yemeklerle ziyaretine gidiyoruz.  Daha ilk günden takılan başlıktan nasıl becerdiyse kafayı uzatıp dikişlerinin küçük bir bölümünü yalayarak açmayı başarmış. Arda Bey her şeyin kontrolünde olduğunu ve gerekirse o açığa birkaç gün sonra müdahale edebileceğini söylediği için içimiz rahat.


Geleceği ve yaşamı tehdit altındaki bu yavrunun henüz bir ADI YOK.

Ama bize ne kadar mücadeleci olduğunu da gösterdi. Şimdi onun yaşama tutunarak tekrar sağlığına kavuşmasını bekliyoruz.

Keyifle koşmaya başladığı zaman ona yakışır bir adı da olacak.

7 Kasım 2025

 

3 Kasım 2025 Pazartesi

ZOR İŞ

 

ZOR İŞ

Ben işimi ciddiye alırım.

İşim mi?...

Babalık….

Zor iştir de eskiden kolaydı.

Ne zaman derseniz; çocuklar beş yaşına gelmeden önce. Yani hayatlarının yemek oynamak ve uyumaktan ibaret olduğu dönem. Çocukları beş yaşından küçük olanlar keyfini çıkarsın.

Zaten ben hiç çocuklar büyüsün istememiştim de kimse bana sormadı. Hep çocuk kalsalar, onlara bakmaktan yorulmazdım.

Fakat büyüdüler. Sonra kendi yuvalarını kurdular ve kendi işlerini yapıyorlar. Yapıyorlar da…. onlarla gurur duysam da ben hala aynı babayım ve nüfus kağıtları ne derse desin yüreğimde onlar hala aynı çocuk.

Hala merak ediyorum….

İşte bu yüzden babalık zor iş.

Merak ediyor ama sessizce oturup bekliyorsun.

Yapabileceğin tek şey yüreğinden en iyi dileklerini göndermek.

3 Kasım 2025